Botoks, belirli kasların hareketini geçici olarak azaltmak amacıyla botulinum toksin tip A içeren ilaçların çok küçük dozlarda kas içerisine uygulanması işlemidir. Medikal estetikte özellikle mimik hareketleriyle belirginleşen kırışıklıkların görünümünü azaltmak ve yüzün daha dinlenmiş bir görünüm kazanmasını sağlamak amacıyla kullanılabilir.
Botoks bir dolgu maddesi değildir. Yüze hacim kazandırmaz veya kırışıklığın altını doldurmaz. Sinir ile kas arasındaki iletişimi belirli bir süre azaltarak uygulanan kasın daha az kasılmasını sağlar. Böylece kaş çatma, gözleri kısma veya alnı kaldırma gibi tekrarlayan mimiklerle oluşan çizgiler yumuşayabilir.
Botulinum toksin ürünleri alın çizgileri, kaş arasındaki çizgiler ve göz çevresindeki kaz ayağı çizgileri gibi mimik kırışıklıklarının geçici olarak azaltılması amacıyla kullanılmaktadır. Etki geçicidir ve kas fonksiyonu zaman içerisinde yeniden geri döner.
Yüzümüzdeki mimiklerin oluşmasını sağlayan kaslar gün içerisinde yüzlerce kez kasılır. Genç yaşlarda cilt elastik olduğu için mimik sona erdiğinde çizgiler büyük ölçüde kaybolur. Zamanla cilt elastikiyetinin azalması ve aynı hareketlerin sürekli tekrarlanması sonucunda bu çizgiler daha belirgin hâle gelebilir.
Botulinum toksin, uygulandığı bölgede sinir uçlarından kasa gönderilen kasılma sinyalini geçici olarak azaltır. Kas daha az güçlü çalışmaya başladığında üzerindeki cilt sürekli katlanmaz ve mimik çizgileri zaman içerisinde daha az belirgin görünür.
Amaç bütün yüz kaslarını tamamen hareketsiz bırakmak değildir. Doğru planlama ile kişiyi ifadesiz hâle getirmeden, kırışıklığa en fazla katkı sağlayan kasların kontrollü olarak gevşetilmesi hedeflenir. AAD, uygun doz ve doğru kaslara yapılan uygulamalarda doğal yüz ifadelerinin korunabileceğini belirtmektedir.
Medikal estetik uygulamalarında botulinum toksin en sık yüzün üst bölümündeki mimik kırışıklıkları için kullanılmaktadır.
Değerlendirilebilecek başlıca bölgeler:
Botulinum toksin ürünlerinin ruhsatlı kullanım alanları kullanılan ürüne ve ülkeye göre farklılık gösterebilir. Örneğin FDA onaylı bazı botulinum toksin ürünlerinde kaş arası, alın, göz çevresi ve platysma bantları için estetik endikasyonlar bulunmaktadır.
Her bölgeye aynı doz veya aynı enjeksiyon noktaları uygulanmaz. Kişinin yüz anatomisi, kaslarının gücü, kaş pozisyonu ve doğal mimikleri değerlendirilerek uygulama planı oluşturulmalıdır.
Alın bölgesindeki yatay çizgiler, frontalis adı verilen kasın kaşları yukarı kaldırmasıyla ortaya çıkar. Özellikle sık kaş kaldıran kişilerde zaman içerisinde bu çizgiler istirahat hâlinde de görünür olabilir.
Alın botoksunda yalnızca çizgilerin bulunduğu yerlere enjeksiyon yapmak yeterli değildir. Frontalis kası aynı zamanda kaşların yukarıda tutulmasına katkı sağladığı için doz ve uygulama noktalarının dikkatli seçilmesi gerekir.
Gereğinden fazla veya uygun olmayan bölgeye yapılan uygulama kaşlarda ağırlık hissine veya istenmeyen kaş pozisyonuna neden olabilir. Bu nedenle alın bölgesi kaş arası ve göz çevresiyle birlikte bütün olarak değerlendirilmelidir.
İki kaş arasında bulunan dikey çizgiler özellikle kaş çatma sırasında belirginleşir. Zaman içerisinde bu çizgiler mimik yapılmadığında da görülebilir hâle gelebilir.
Kaş arasındaki kasların kontrollü biçimde gevşetilmesi, kişinin sürekli kızgın veya yorgun görünmesine neden olabilen bu çizgilerin yumuşamasına yardımcı olabilir.
Kaş arasındaki glabellar çizgilerin geçici olarak azaltılması botulinum toksinin en yerleşik estetik kullanım alanlarından biridir.
Gözlerin dış köşesinde gülümseme ve gözleri kısma sırasında oluşan çizgiler halk arasında kaz ayağı olarak adlandırılır.
Botulinum toksin, göz çevresindeki orbicularis oculi kasının belirli bölümlerine uygulanarak bu çizgilerin görünümünü azaltabilir. Amaç gülümsemeyi ortadan kaldırmak değil, gülümseme sırasında cildi yoğun şekilde katlayan kas hareketlerini azaltmaktır.
FDA onaylı botulinum toksin ürünlerinin bazıları göz çevresindeki lateral kantus çizgilerinin geçici olarak iyileştirilmesi amacıyla kullanılmaktadır.
Botoksun mutlaka donuk veya ifadesiz bir yüze neden olması gerekmez. Sonuç büyük ölçüde hangi kaslara, hangi noktalardan ve hangi dozlarda uygulama yapıldığıyla ilişkilidir.
Yüz anatomisi dikkate alınarak yapılan kontrollü uygulamalarda amaç kas hareketini tamamen ortadan kaldırmak değil, kırışıklık oluşturan aşırı kas aktivitesini azaltmaktır.
Bazı kişiler daha hareketli ve doğal bir sonuç tercih ederken bazı kişiler mimiklerin daha fazla azaltılmasını isteyebilir. Tedavi planı oluşturulurken kişinin beklentileri ile anatomik olarak güvenli uygulama sınırları birlikte değerlendirilmelidir. AAD de doğru miktarda uygulamanın doğal yüz ifadelerinin korunmasına olanak sağlayabildiğini belirtmektedir.
Botoks uygulamasının etkisi işlem yapıldığı anda tam olarak ortaya çıkmaz.
İlk değişiklikler çoğunlukla birkaç gün içerisinde fark edilmeye başlayabilir. Etkinin daha belirgin hâle gelmesi için yaklaşık bir ila iki hafta gerekebilir. AAD, birçok hastanın ilk sonuçları yaklaşık 3–7 gün içerisinde görmeye başladığını bildirmektedir.
Bu nedenle işlemin sonucunu aynı gün değerlendirmek doğru değildir. Gerekli görülmesi hâlinde kontrol muayenesi yapılarak kasların verdiği yanıt değerlendirilebilir.
Botulinum toksinin etkisi kalıcı değildir. Zaman içerisinde sinir-kas iletişimi yeniden oluşur ve kas hareketleri kademeli olarak geri döner.
Kırışıklık tedavisinde etki çoğu kişide yaklaşık 3–4 ay devam eder; ancak bu süre kişiden kişiye değişebilir. Bazı hastalarda etki daha kısa veya daha uzun sürebilir.
Kalıcılığı etkileyebilecek faktörler arasında:
yer alabilir.
Etki azaldığında mimikler bir anda değil, kademeli olarak geri gelir. Düzenli tekrar uygulamalarının gerekli olup olmadığı kişinin beklentisine göre belirlenir.
Botoks özellikle kas hareketi sırasında ortaya çıkan dinamik kırışıklıklarda etkilidir.
Çizgi uzun yıllardır mevcutsa ve mimik yapılmadığında bile derin şekilde görünüyorsa botoks kas hareketini azaltmasına rağmen çizginin tamamen kaybolmasını sağlamayabilir. Bu tür statik kırışıklıklarda zaman içerisinde bir miktar iyileşme görülebilir ancak cilt kalitesine yönelik farklı tedavilerin de değerlendirilmesi gerekebilir.
Bu nedenle hastanın yaşı kadar kırışıklığın ne kadar derin olduğu, cilt kalitesi ve güneş hasarı da sonuçları etkiler.
Botoks ve dolgu birbirinden tamamen farklı iki medikal estetik uygulamadır.
Botoks, kas hareketini geçici olarak azaltır ve özellikle mimik kırışıklıklarında kullanılır.
Dolgu ise belirli bölgelerde hacim desteği sağlamak veya yüz konturlarını düzenlemek amacıyla kullanılır.
Örneğin alın ve kaş arası gibi mimik çizgilerinde botulinum toksin ön plandayken, yaşla birlikte oluşan yanak hacim kaybında dermal dolgular değerlendirilebilir.
Bazı kişilerde iki uygulama farklı sorunları hedeflemek amacıyla aynı yüz gençleştirme planının parçaları olabilir.
İşlem öncesinde yüzün mimikleri değerlendirilir. Hastadan kaşlarını kaldırması, kaşlarını çatması veya gülümsemesi istenerek hangi kasların kırışıklığa katkıda bulunduğu belirlenir.
Uygulama bölgeleri planlandıktan sonra çok ince iğneler kullanılarak belirlenen kaslara küçük miktarlarda botulinum toksin enjekte edilir.
İşlem çoğunlukla birkaç dakika içerisinde tamamlanabilir. Enjeksiyon sırasında kısa süreli batma veya hafif yanma hissedilebilir. Çoğu kişi işlem sonrasında günlük hayatına hemen dönebilir. AAD, botulinum toksin uygulaması sonrasında hastaların büyük bölümünün günlük aktivitelerine hemen devam edebildiğini belirtmektedir.
Uygulama öncesinde kullanılan ilaçların ve sağlık geçmişinin hekime bildirilmesi önemlidir.
Özellikle:
hakkında hekime bilgi verilmelidir.
İlaçlar yalnızca morarma riskini azaltmak amacıyla doktor bilgisi dışında bırakılmamalıdır. AAD de uygulama öncesinde kullanılan reçeteli ve reçetesiz ilaçların, vitaminlerin, bitkisel ürünlerin ve önceki kozmetik işlemlerin hekime bildirilmesini önermektedir.
Uygulama sonrasında enjeksiyon yapılan bölgelerde küçük kızarıklıklar veya hafif şişlikler görülebilir. Bunlar çoğunlukla kısa süre içerisinde azalır.
İşlem yapılan bölgenin gereksiz şekilde ovalanmaması veya masaj yapılmaması önerilir. AAD ayrıca uygulama sonrasında bölgeyi ovuşturmamayı ve ilk saatlerde yoğun fiziksel aktiviteden kaçınmayı önermektedir.
Hastaya özel ek öneriler uygulama sonrasında hekim tarafından verilebilir.
Botulinum toksin tıbbi bir uygulamadır ve tamamen risksiz değildir.
Enjeksiyon bölgesinde geçici olarak:
görülebilir.
Daha seyrek olarak baş ağrısı veya uygulamaya komşu bir kasta geçici güçsüzlük oluşabilir. Kaş veya göz kapağında geçici düşüklük de bilinen ancak seyrek görülen komplikasyonlardandır.
Botulinum toksinin uygulama alanının dışındaki kasları etkilediğini düşündürebilecek konuşma, yutma veya solunum güçlüğü gibi belirtiler çok nadir olmakla birlikte ciddi kabul edilir ve acil tıbbi değerlendirme gerektirir. FDA onaylı botulinum toksin ürünlerinin bu konuda ciddi yan etkilere ilişkin kutulu uyarıları bulunmaktadır.
Bu nedenle botulinum toksin uygulamalarının ürünün özelliklerini ve yüz anatomisini bilen bir hekim tarafından, tıbbi ortamda yapılması önemlidir.
Botulinum toksin uygulamasının uygunluğu kişinin sağlık durumu değerlendirilerek belirlenir.
Enjeksiyon yapılacak bölgede aktif enfeksiyon bulunması durumunda işlem ertelenmelidir. Kullanılacak botulinum toksin ürününün herhangi bir bileşenine karşı bilinen ciddi alerjisi bulunan kişilerde uygulama uygun olmayabilir.
Bazı nöromüsküler hastalıkları bulunan veya sinir-kas iletişimini etkileyen ilaçlar kullanan kişilerde özel değerlendirme gerekir.
Gebelik veya emzirme döneminde kozmetik botulinum toksin uygulamalarının güvenliği konusunda yeterli veri bulunmadığından elektif uygulamalar genellikle ertelenir. FDA da kozmetik botulinum toksin uygulamalarını gebelik ve emzirme döneminde önermemektedir.
Botoks uygulaması için yalnızca yaş üzerinden belirlenen standart bir estetik başlangıç zamanı yoktur.
Bazı kişilerde güçlü mimiklere bağlı çizgiler genç yaşlarda belirginleşirken bazı kişilerde daha ileri yaşlarda dahi çok az kırışıklık bulunabilir. Bu nedenle yalnızca kişinin yaşı değil, yüz anatomisi, kas aktivitesi ve mevcut kırışıklıkların durumu değerlendirilmelidir.
Henüz belirgin mimik çizgileri bulunmayan herkese “ileride kırışıklık oluşmasın” düşüncesiyle otomatik olarak botoks yapılması gerekli değildir.
Hayır. Botoks yaptırmaya başlayan kişinin hayatı boyunca uygulamaya devam etme zorunluluğu yoktur.
Tekrar uygulama yapılmadığında botulinum toksinin etkisi zaman içerisinde azalır, kas hareketleri kademeli olarak geri döner ve yüz tedavi öncesindeki doğal yaşlanma sürecine devam eder.
Botoks bırakıldığında kırışıklıkların eskisinden daha kötü hâle gelmesi beklenmez. Tekrar uygulamanın zamanı kişinin mimiklerinin geri dönmesi ve estetik beklentisi doğrultusunda belirlenebilir.
Kliniğimizde botoks uygulaması öncesinde yüzün genel anatomisi ve mimik hareketleri ayrıntılı olarak değerlendirilir. Alın, kaş arası, göz çevresi ve gerekli görülen diğer bölgelerde kasların gücü, kaş pozisyonu ve sağ-sol yüz arasındaki doğal farklılıklar incelenir.
Hastanın en çok rahatsız olduğu bölgeler ve uygulamadan beklentileri dinlendikten sonra enjeksiyon noktaları ve kullanılacak doz kişiye özel olarak planlanır. Her hastaya aynı noktalardan veya aynı miktarda botulinum toksin uygulanmaz.
Amacımız yüzün bütün hareketlerini ortadan kaldırmak değil; kişiye özgü mimikleri mümkün olduğunca koruyarak aşırı kas aktivitesinin oluşturduğu çizgileri yumuşatmak ve daha dinlenmiş, doğal bir görünüm elde etmektir.
İşlem öncesinde kullanılan ilaçlar, daha önce yapılan botoks ve dolgu uygulamaları, mevcut hastalıklar ve olası riskler değerlendirilir. İşlem sonrasında hastaya dikkat edilmesi gereken noktalar anlatılır ve gerekli durumlarda kontrol planlanır.
Burada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Botulinum toksin uygulamasının uygunluğu, kullanılacak ürün, doz ve enjeksiyon bölgeleri hekim muayenesi sonrasında kişiye özel olarak belirlenmelidir.